Bu nadide tecrübenin yeni bir hayata adım atan gençler için öneminin büyük olduğuna şüphe yok. Hasan Küçük, başta endişelendiği halde hayatının en duygulu umresini yaptığını belirtirken, grup üyelerinden Abdülaziz Apak ise döndükten sonra yapmak istediği ilk şeyin anne ve babasını umreye göndermek olduğunu söylüyor. Uyuşturucuyu bırakan ve yeniden bu tuzağa düşmemeleri için Diyanet'in yürüttüğü programa gönüllü olarak katılan gençler, 25 Mayıs-05 Haziran 2015 tarihleri arasında 6 gün Mekke ve 4 gün Medine olmak üzere toplam 10 gün kutsal topraklarda kaldı. Kendilerine uzman üç din görevlisi ve AMATEM'in uzman psikoloğunun nezaret ettiği grup üyelerinden Abdülaziz Apak ve kafile hocası Hasan Küçük umre ziyaretinde yaşadıklarını anlattı. Evvelden de pek çok defa umre rehberlik ve hocalığı yapan Hasan Küçük, dediğine göre başlarda biraz endişelenmiş. “Sigara alışkanlığı olan biri bile, bir süre sigarasız kaldığında gerginleşiyor. 40 kişilik bir grup söz konusu, acaba aralarında bir gerginlik olur mu, anlaşabilirler mi" diye düşündüğünü dile getiren Küçük'ün tüm tedirginlikleri, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in kafileyi uğurlamak üzere makamında verdiği davette sona ermiş. Grupla ilk olarak başkanlıktaki bu davette tanışan görevliler, gençlerin kendilerine olan saygısından çok etkilenmiş. Grubun kutsal topraklardaki ilk durağı Medine olurken, kafile sorumlusu Hasan Küçük, bağımlılıktan kurtulmayı başaran gençlerin Ravza-i Mutahhara'daki Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret ederken yaşanılanları unutamadığını belirtiyor: “Gençlerin istisnasız tümü gözyaşlarına boğuldu. Birçoğu hıçkırıkları tutamıyordu. Onlara sarılarak teskin etmeye çalıştım." Kafiledeki gençlerin 10 gün süren ziyaret boyunca bir kez bile tartışmadığının, hiçbir gerginliğin yaşanmadığının altını çizen Küçük, “O manevi atmosfer onları öylesine sardı ki, anlatılmaz derecede sakin ve huzurlulardı" diyor. Kafilede bulunan engelli ve diğerleri gibi bağımlılıktan kurtulan bir gencin, “Herkes kendi ibadetiyle uğraşırken benimle kim uğraşacak, aracımı kim taşıyacak, kim sürecek" diyerek endişelendiğini ancak gruptakilerin engelli arkadaşlarına yardımcı olmak için adeta yarıştığını aktaran Küçük, bu gencin tüm ibadetlerini arkadaşlarının da yardımıyla eksiksiz yaptığını belirtiyor. “Mis gibi evimizi bırakıp çöplerde sabahlıyorduk. Daha ortaokula gidiyordum başladığımda. Liseyi de bu şekilde okudum. Bir Allah dostunun dergahına gidene kadar böyle devam etti.. İnsan bu illetten sadece Allah korkusu ve sevgisiyle kurtulur. Ne dayak, ne ceza, ne korku, ne hapis insanı bundan kurtarmak için tek başına yetmez" cümleleriyle hikayesini özetleyen Apak, Esenler'de bulunan ve uyuşturucuyla da mücadele eden Bişr-i Hafi Gençlik ve Dayanışma Derneğinin de müdavimlerinden. Madde bağımlılığı, modern dünyanın en derin problemlerinden biri. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin raporuna göre 2013 yılında 15-64 yaş arasındaki 246 milyon insan yasadışı uyuşturucu madde kullandı. Türkiye'deki rakamlar da bu tablodan geri kalır değil. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'de 2014 yılında alkol ve uyuşturucu madde kullanımı sebebiyle 276 bin kişi hakkında işlem yapıldı. Bunlardan 50 bini ise çocuktu.    “Aşığına kavuşmuş maşuk gibi.."  Mekke'ye gittiklerinde Kabe'yi görmek için sabırsızlanan grup üyelerinin 'Kabe ilk görüldüğünde yapılacak dua' için çok heyecanlandıklarını dile getiren kafile hocası Hasan Küçük, herkesin görmesini istediği o anı şöyle anlatıyor: “Adeta donakaldılar. Kabe'yi gördüklerinde aşığına kavuşmuş maşuk gibilerdi." “Hayatımın en duygulu umresiydi"  “Bunlar bizim kandırılmış çocuklarımız, hepsi öyle zeki, öyle saygılı ki, bu gençler bizim değerimiz kazanmaktan başka çaremiz yok" diyen Hasan Küçük, bağımlılıktan kurtulan bu 40 gençle yaptığı umre ziyareti için ise şu yorumu yapıyor: “Hayatımın en duygulu umresiydi." Kabe'yi rüyalarında ve televizyonda gördüğünü anlatan Apak, umreden döndükten sonra ilk amacının annesini ve babasını da umreye göndermek olduğunu ve hacca gidebilmek için dua ettiğini belirtiyor. “Efendimizin kabrine giderken gelen kokulardan botanik bahçesine gidiyorum sandım" diyen Abdülaziz Apak, “Kabe'de ve Ravza'da iki saat uyku insana yetiyor, oralar seni öyle çekiyor ki ayrı kalamıyorsun" ifadelerini kullanıyor. İmkan olsa da keşke tekrar gidebilsek diyen Apak, “Kabe'yi ilk ziyarete gittiğimde öyle çok korktum ki" diyor, “Ya taş kalbim yumuşamazsa.."