Kardeşimizin yazdıklarına bakalım önce: "Hocam selamünaleyküm, Ben din kültürü öğretmenliğini okuyan genç bir kızım. Bundan iki ay önce Allah yolunda cihat etmek için evlenmek istediğim, onun için niyet ettiğimiz insanı kaybettim. Adı Yunus’tu. Ne zaman hata etse gecelerce ağlardı, öyle biriydi. 25 yaşındaydı. Bizim evlenmemiz için bir kaç engel vardı, onların tamam olmasını bekledik. Haram olduğumuzu biliyorduk. Bizi çok üzüyordu haramdan kurtulamamak. Helal olamamak. Bir gün yatsıyı kılıp yatağına uzanınca ruhunu teslim etti. 58 gün oldu. Ben bir tek ona eşim diyebileceğime inandım hala öyle düşünüyorum. İstiyorum ki islam için cihad edeyim, mesleğimi edebimle yapayım bir kız çocuğu alıp islam ahlakıyla yetiştireyim velhasıl evlenmek istemiyorum hiç mi çıkar yolu yoktur muhterem hocam. Cennette onunla evlenmek isterim ondan başkasıyla evlenirsem hem evlendiğim insana yazık olur hem de bana. Yardım edin hocam." Şimdi de hocamızın cevabını okuyalım: "Selamünaleyküm. Gerçekten duygusal bir hatıranız olmuş ama hayat gerçekleri böyle duygusallıkla kararlaştırılamaz. Bu kararı dört ay sonra verirseniz daha iyi olur. Evlenin, çoluk çocuk sahibi olun. Dininizi iffetinizi koruyun. Yine cennette onunla beraber olabilirisiniz siz ve o imanla gidebilirseniz. Allah acınızı izale etsin. Sabredin, duygusal karar vermeyin. Selametle..."