"Bu terör olayları başlamadan önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda şu anda Türkiye’yi yöneten en üst yetkililerin yerine dipçikli askerler geliyordu. Ben bu rüyamdan yola çıkarak önümüzde istenmeyen süreçler yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Siyasetin mutlaka bu işe acil bir çözüm üretmesi gerektiğini düşünüyorum. Bundan birkaç ay önce -en az iki ay var- bir rüya gördüm. Benim bazı rüyalarım evvelce denediğim üzere ve yakın çevremin bildiği üzere çıkmıştır. Ekseri kendi başıma gelenler hakkında değil de, devlet, millet, hükümet gibi meselelerde rüyalar gösteriliyor bana. Mesela Anayasa Mahkemesi’nin bazı konularda alacağı kararları çok önceden görüyordum. Ve arkadaşlarım “Acayip ilginç, ne alakası var?” falan diyorlardı. Ama çıkıyordu. Bunun gibi dolu örneğim var. O bakımdan bu rüyamı da önemsedim. Çıkmasını istemediğim için bir uyarı mahiyetinde Allah göstermiş olabilir. Ben bunu buradan paylaşayım. Herkese telefon edip tek tek anlatacağıma gazetemiz aracılığıyla paylaşayım. Özellikle yetkilileri ilgilendiriyor. Ailemin eskiden İstinye’de oturdukları evleri vardı. Ben de o evde bir sene kadar oturmuştum. O 3-4 katlı bahçeli bir evdi. Rüyamda o evi görüyorum. Evin bahçesinde kendi eşimle, çocuğumla duruyorum. Üst kata bakıyorum. Ailem en üst katı açıp, duvarı kırıp, oraya cam falan yapmışlardı. O camlı yerde şu anda Türkiye’yi yöneten en üst yetkililer oturuyor. Cama sıfır oturdukları için ben bahçeden görüyorum. Bir sıra halinde dizilmişler. Ben onlara bakarken birden orada dipçikli askerler göründü. Jandarma mı oluyor onlar bilmiyorum. Dipçikli askerler zuhur etti orada ve yetkililerden kimse görünmedi artık. Tabi bu rüyanın tabiri açık. Ben bu rüyamdan yola çıkarak önümüzde istenmeyen süreçler yaşanabileceği endişesini taşıyorum. Askerimiz tabiki vatanına, milletine hizmet etmek için birçok şekilde bu memlekette faaliyetler yaptı. Ancak bazı kere istenmeyen süreçler oldu, 80’de olduğu gibi. O zamanlarda ben gençtim, 15 yaşlarındaydım ve yollarda yürünemeyecek hal vardı. Camdan başımızı çıkaramıyorduk. Fatihte oturuyorduk. Alttan hemen taranabiliyordu. İsmailağa Camisine gidip gelirken kaç kere taranma tehlikesi yaşadım. Ön yolu taradılar bir sürü insan öldü. Ben arka yoldan gittiğim için kurtuldum. Kader tabi. Bunları yaşadım ben. Dolayısıyla memlekette kargaşa hakim olduğu zaman askeriye müdahale ediyor. Etmek durumunda kalıyor yani. Tabi bundan 28 Şubat müstesnadır. 28 Şubat post moderndir, adice ve alçakça yapılmış bir ihanettir ve buna dahil değildir. Fakat 80 öncesi ben yaşadığımı söylüyorum. Ben çok yaşlı değilim. Sokaklarda gezemiyorduk. Ben hiçbir işe karışmayan bir insanım. Camiden eve, evden camiye bir insanım. Ama ben bunu yaşadım. Bundan dolayı tabiki ihtilali istemeyiz. Askeriyeye bu noktada bir iş düşmesini askerde istemez. Tabi ben bu rüyayı aylar önce gördüğümde o zaman anlattım. Dinleyen arkadaşlar var, 2 ay evvel anlattım bunu şahitlerim var. O zaman bu rüyadan ben “Ne alaka?” gibi uyandım. Ama gelinen durumun yani 2 aydır peş peşe olaylar arttı. Ve gelinen noktada ben bu rüyamın gerçekleşmesinden endişe ediyorum. Gazetemiz aracılığıyla bu endişemi de yetkililerle paylaşıyorum. Çünkü benim gördüğüm birçok rüya çıktı bugüne kadar. Hal böyle olunca siyasetin mutlaka bu işe acil bir çözüm üretmesi gerektiğini düşünüyorum. Acil bir şekilde ilk gündemin terör olması, terörün bitirilme mücadelesi olması, askeriyeye son derece yetki verilmesi gerekiyor. Yani askeriyenin hiçbir yetkisinin kısıtlanmaması, maddi, manevi imkan ve bütçenin verilmesi lazım. Terörün bitirilmesi için artık olağanüstü hal gerekiyorsa olağanüstü hal veyahut sınır ötesi, sınır içi, ilçe, il nereye müdahale gerekiyorsa müdahale izni verilmelidir. Acemi askerler çatışmaya gönderilmemeli, bu iş için özel birlikleri kurulmalıdır. Teröristlerin ortamlarını bilen, o ortamlarda yaşamaya alışkın, dağda, bayırda yaşayabilecek ekipler kurulmalı. Bu iş yukarıdan bombalamayla bitecek gibi görünmüyor."