1- Günahlarımız 2- İsyanlarımız 3- Taklidî iman sahibi olmamız. Yani imanımızın gönlümüze yüzdeyüz olarak nüfuz etmemiş olması. 4- Namazı bir angarya ve yük olarak görmek 5- Biz namaz kılınca bütün mahlukatın şerefe eriştiğini unutmak 6- Namaz kıldığımız zaman, varlığın ve mevcudatın bizden razı olduğunu unutmak 7- Biz namaz kıldığımızda kainatın zikr ü ibadetinin tamam olduğunu unutmamız Allah Teala bizi insan olarak, ahsen-i takvim olarak yarattı. Üstelik büyük bir lütuf ve ihsanla "müslüman olarak" var etti. Bu nimetlerin önemini ilk bakışta kavrayamayabiliriz. Ne var ki sonsuz olan ahiret yurdu için geldiğimiz bu imtihan dünyasında müslüman olmayanlara göre bir adım önde hayata başladığımızı idrak etmek, bu nimetin muazzamlığına dair bir fikir verir. İnsan kendisine çay ısmarlayana bile teşekkür ediyor. Bizi bu kadar sene yaşatan, besleyen, hayatta ve sağlıklı tutan zata niçin şükretmeyelim!? İşte namaz en büyük şükür, en açık teşekkürdür. Namaza bütün vücudumuzla katılıyoruz: Elimiz, ayağımız, gözümüz, dilimiz, başımız; aklımız, kalbimiz, hayalimiz bütün duygularımızla... Böylece bütün bu organ ve duygularımızla Allah'ımıza şükrümüzü iletmiş oluyoruz. Namaz kılmayan insan böyle bir teşekkürü bile yapmıyor. Milyarlar verse elde edemeyeceği nimetlere sahip olmanın değerini fark edemiyor. Allah göstermesin, gözümüzün birisini kaybetsek, dünyanın parasını harcasak yerine aynısını koyabilir miyiz? Bir kaza sonunda dilimizi kaybetsek, fakat bütün dünyanın yarısını versek bir dil bulabilir miyiz? Namaz kılmakla hem maddeten, hem de manen temizlenmiş oluyoruz. Abdest almakla maddi temizliği yapıyoruz; namaza durmakla da günah ve hatalarımızın kirlerinden arınıyoruz. Peygamber Efendimiz (asm) ile sahabiler arasında geçen şu kısa konuşma bu meseleyi çok güzel bir şekilde açıklıyor: "Peygamber Efendimiz (asm.) bir gün sahabilere sordu: 'Ne dersiniz? Birinizin kapısı önünde bir ırmak bulunsa, o kimse o ırmakta günde beş defa yıkansa, vücudunda kirden iz kalır mı?' Sahabiler cevap verdiler: 'Hiçbir kir kalmaz, yâ Resulallah.' O zaman Peygamberimiz şöyle buyurdu: 'İşte beş vakit namaz da buna benzer. Allah, namaz sayesinde günahları siler, temizler.' " Namaz kılmaya alışmamış olan kimseler, bu ezikliği hafifletecek sebepler ararlar. Namaz kılanlarda gördüğü kusurları büyüterek onların da kendisi gibi kusurlu olduklarını, dolayısıyla aralarında pek büyük bir fark olmadığını düşünmeye başlarlar. Kendi kusurunu küçültür, namaz kılanın küçücük bir kusurunu büyütür, hatta "Kalbim temiz!" gibi bahanelerle kendisinin daha üstün durumda olduğunu dahi iddia etmeye başlar. Aslında insan olarak hiç kimse kusur ve günahlardan arınmış değildir. İbadetlerinde devamlı olan kimsenin bile kendisine göre bazı kusurları olacaktır. Ne var ki işledikleri kötülükler bakımından insanlar arasında bir karşılaştırma yapılsa, namaz kılanların bu konuda daha geride kaldığı görülür. Namaz için "Gözümün nuru!" buyuruyor Efendiler Efendisi (sav)! O ki gelmiş gelecek bütün günahları affolunmuş, belki farzlar dışında namaz kılmasına bile gerek yok! Buna rağmen Fahr-i Kainat, kendisi Allah'ın Sevgilisi olmasına rağmen namazda bir nimet görüyor ki sarılıyor. Biz onun gördüğü nimetleri, ihsanları namazda göremiyor olabiliriz. Fakat namaza sarılıp Allah Teala'dan sabırla yardım istediğimizde üzerimize bereket ve feyiz yağacağı kesin inşaallah!