MODERN ÇAĞIN YENİ BİD'AT MEZHEPLERİ   Bugün İslâm inancının, Kur’an ve Sünnet temelinden kopartılarak, Batı dünyasında geliştirilen “aklî ilkeler” doğrultusunda yeniden belirlenmesi gerektiğini iddia eden bir akımla karşı karşıya bulunuyoruz.  Müsteşrik veya oryantalist dediğimiz, İslâm hakkında araştırmalar yaparak yıkıcı fikirler üreten gayri müslim ilim adamlarının etkisinde kalan bu “modernist” akım, bu iddiayı hayata geçirmek için her türlü imkanı kullanarak muhtelif maskeler arkasında faaliyet göstermektedir.   “ bu bid’at akım,kimi zaman Sünnet’i müslümanların hayatından çıkarmak için “Kur’an’dan başka din kaynağı tanımayız” sloganıyla hareket etmekte, kimi zaman da “hadisleri yeni bir ayıklamaya tabi tutmalı ve Sünnet’i yeniden tanımlamalıyız” diyerek boy göstermektedir.   Bu “çağdaş bid’at mezhep” mensuplarının diğer önemli iddialarını şöyle ifade edebiliriz:  Çağımızda toplumsal yapı, insan anlayışı vs. değişmiştir. Dolayısıyla İslâm dininin emir ve yasakları da bu köklü değişiklik doğrultusunda yeniden gözden geçirilmeli, değiştirilmelidir.  Kur’an’dan hüküm çıkarmak için Arapça’ya, Sünnet ve hadis bilgisine, icmaya ve eski alimlerin bakış açılarına ihtiyaç yoktur. Eline bir Kur’an meali alan herkes Kur’an’dan hüküm çıkarabilir.   Eski alimler dini zorlaştırmışlardır. Onun için eski alimlerin söylediklerini bir kenara bırakmalı ve dini kolaylaştırmak için yeni içtihadlar yapmalıyız.  Mezhepler ve tasavvuf yozlaşmış birer istismar kurumudur. Bunları kökünden reddetmeliyiz.  Şefaat, mucize, evliyanın kerameti, tevessül, miraç, kabir azabı gibi şeylere inanmak doğru değildir.  İslamî hükümleri, çağdaş Batılı değer yargıları, din ve siyasal sistem anlayışına uygun hale getirmeliyiz.  Bunlar ve benzeri daha pek çok “bid’at”ı din olarak benimseyen çağdaş modernistler, bu iddiaları ileri sürerken İslâm büyüklerine, mezhep imamlarına, Sahabe’ye, hatta pek çok hadis-i şerife açıkça bühtan ve iftira etmekte ve ortada kala kala tek başına Kur’an kalmaktadır.   Peygambersiz, Sünnetsiz, Mezhepsiz, Tasavvufsuz bir din anlayışını yerleştirmeğe çalışan çağdaş bid’atçılar, Kur’an dışında başka bir din kaynağı tanımadıkları için, Kur’an ayetlerini kendi heva ve hevesleri doğrultusunda yorumlamaya ve Kur’an ayetlerini böylece tahrif etmeye çalışmaktadırlar.   Kur’an ayetlerinden Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’in, O’na bağlı olarak Sahabe’nin ve onlardan sonra gelerek onlara tabi olan imamlar ve muteber ulemanın anladıklarından farklı hükümler çıkarmak, onların Kur’an anlayışlarının yanlış ve hatalı olduğunu iddia etmek, bu tahrif girişiminin en önemli göstergesidir.   Şu halde, geçmişte İslâm alimleri, Şia, Mu’tezile, Mürcie, Cebriye ve daha niceleri gibi bid’at mezheplerle nasıl mücadele etmişse, günümüzde de İslâm ve müslümanlar için en öldürücü zehirden daha tehlikeli olan bu “modernizm bid’atı” ile her türlü ilmî ve fikrî vasıta ile mücadele edilmelidir. Bu mücadele, Ehl-i Sünnet alimlerin boynunun borcudur.