Günümüzde internet hayatımızın her alanına girmiş durumda.  Alışverişten ticarete, kurum ve kuruluşların örgütlenmesinden propagandalara, reklamlara, ciddi araştırmalardan eğlenceye ve en önemlisi aileye kadar her alan içinde yer almakta. Dinimizce de yeni keşifler için insanı teşvik etmektedir ve bu keşifler harama girmeyecek şekilde kullanılmasında bir sakıca yoktur. Allah, insanın bilmediği ama var olan bütün ilimleri ve bilinmezleri bilen olarak, insanın gözlemleri ve deneyleri ile bilmesini istediği, ona takdir ettiği bilimi, istediği zamanda kuluna (insana) öğretir. İnsan bir bilgiye çalışarak ve çabalarının semeresi olarak Allah'ın ihsan etmesiyle kavuşur. İnternette günümüzde insanlık için hayra kullanıldığı taktirde güzel bir nimettir. İnternet ile insanlar bilgiye kolay ve güvenilir biçimde ulaşıyorlar. Birbirlerinden bilgi alışverişinde bulunuyorlar. Bilgi, ihtiyacı olan kişilere kısa zamanda, kolaylıkla ve iyi niyetli ciddiyet ortamında ulaşmış oluyor. Ancak ne yazık ki insan bu nimeti de kötüye kullanıyor. Sanal arkadaşlıklar, hayal arkadaşlık" isimleri ile masumlaştırılan gerek amaç boyutuyla, gerek içerik (konuşulan konular), gerek gizlilik ve halvet (tenhaya çekilme) boyutuyla ve en önemlisi kurulmuş yuvalara verdiği zararlar boyutuyla dinen caiz (uygun) değildir. Çünkü burada bilgi edinmek adına temiz bir niyet ve şeffaflık yok. Aksine cinsiyet güdüsünün, insanı kurallardan sıyırarak tatminini sağlayacağı zevkleri amaç haline getirdiği bir ilişki var. Bu ilişki bir hastalık gibi çocukları, gençleri, yuva sahibi eşleri sarıp sarmalayıp içine çekiyor. Onları sahip oldukları aileden, çevreden koparıyor. Psikolojisi ve ahlak değerleri altüst olmuş bir şekilde boşluğa sürüklüyor. İnternet arkadaşlığı için; "Sanal ortamda gerçekleştiğinden gerçekle karıştırılmaması gerekir" gibi ifade kullanılması artık mümkün değil. Çünkü olayların boyutları, gelişimleri ve sonuçları, her açıdan iyice incelendiğinde, ortada toplumun 14-34 yaş grubunu tehdit eden büyük bir cinsî ahlak yozlaşması tespit edilecektir. İslam dini, kadın ve erkeğin iffet ve namuslarını korumalarını emretmekle beraber (Nur, 24/32-33) insan fıtratının gerektirdiği cinsel ihtiyaç ve arzularının tatminini görmezlikten de gelmez; bilakis bunu son derece tabii karşılayarak ihtiyaçlarının karşılanabileceği meşru yol olarak evliliği işaret eder. Bu konuda bize Rum Suresi'nin 21. ayeti çok açık ve net bir şekilde ışık tutmaktadır. İffetlerini koruyan, evlilik içi meşru cinsel ilişki ile yetinen, mutlu ve mesut olmayı başaran mü'minlerden de övgüyle söz edilmektedir. (Mü'minun, 23/5-6) Ayrıca evlilik girişimleri yapan eş adayları için; birbirlerini yakınlarının yanında (halvet olmaksızın) görmelerini, bakmalarını, tanımalarını, konuşmalarını, karşılıklı şartlarını belirtmelerini uygun görmektedir. Fıkıhta "halvet" denilen mesele üzerinde durmakta fayda var. Aralarında devamlı evlenme engeli bulunmayan bir erkek ile bir kadının bir yerde baş başa kalmaları İslam hukukuna göre halvet terimiyle ifade edilir. Hadislerde, aralarında nikâh bağı veya devamlı evlenme engeli olmayan kapalı bir mekânda baş başa kalmaları yasaklanmıştır. Bir hadiste, Efendimiz "Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın; çünkü böyle bir durumda üçüncüleri şeytandır" (Müslim, Hac, 74) buyurmuştur. Böyle bir durum karşı cins için tahrik edicidir. Zinaya veya dedikoduya ve tarafların iffetlerinin zedelenmesine yol açabilir. O yüzden bu hususa bilhassa dikkat edilmeli. Sonuç olarak; hangi yaşta olursa olsun her ergen Müslüman, Yüce Allah'ın emir ve yasaklarını çiğnemesine basamak teşkil edecek, hataları davet edici davranış ve ilişkilerden kendini korumasının kulluk görevi olduğunu unutmamalıdır. "Evliyim, ama chat yapıyorum!"   Chatleşme ile ilgili bir hadise: "İş yerinde, arkadaşlar chat yapmanın zevkli olduğunu ve muhakkak denemek gerektiğini ısrarla bahsettiler. İnsanlardan çok etkilenen biriyim ve denedim. Bu esnada internette biri ile tanıştım. Başlangıçta zararsızdı, birbirimize terapi gibi oluyordu. Onun bir takım sıkıntılarına çözüm bulmam hem karşımdakini hem de beni rahatlatıyordu. Muhatabım da benim yazılarımdan çok etkilendiğini söyleyip her gün güzel hoş sözler yazarak beni cezp etti. Şu an sadece yazışıyoruz o kadar; ancak aile ilişkimin bundan zarar görmesini istemiyorum. Israrla görüşmek istiyor. Sadece yazıştığım biri ile bu tür bir ilişkide günaha girmiş miyimdir? Görüşsem, aslında istemiyorum, ama haram olur mu? Ben neden böyle bir durumu devam ettiriyorum? Geçmişte yaşadıklarım olabilir mi? Bu durumdan kurtulmak için ne yapmalıyım?" Bir kişinin karşı cinsten birisiyle internet ortamında olsa dahi böylesi tehlikeli ilişkiler kurması elbette doğru değil. Öncelikle bunu söylemiş olalım. Kişinin bu durumu devam ettirmesinin sebeplerinden birisi geçmişinde eşiyle ilgili yaşadığı negatif deneyimler olabilir. Bilinçaltında saklı intikam duygusu kişiye bunu yaptırıyor olabilir. Bunun dışında merakla başlamış ve zamanla alışkanlığa dönüşmüş bir davranış olabilir. Sebebi ne olursa olsun duyguların hoşnut olduğu fakat mantığın rahatsız olduğu bu durum, ruhu ikilemde bırakacak ve birtakım ruhsal sıkıntılara davetiye çıkaracaktır. Bu konudan kurtulmak için öncelikle empati kurulmalı. Sonrasında atılacak en büyük adım kararlı olmak ve bu kararlılığı chat yapılan bireye hissettirerek bu duruma bir son vermek olacaktır. Tabii bununla birlikte kişinin eşiyle hâlihazırda yaşadıkları bu duruma son vermeyi engelliyor olabilir. Bu sebeple eş ile birebir paylaşımları artırmak ve eş olma rolüyle onunla birlikte daha fazla zaman geçirmek gerekir. Günümüzde chatleşmek maalesef bir çeşit sanal beraberlik haline geldi. Adam, saatlerce bilgisayar başında oturup hanımını, çocuklarını bir kenara itip başka bir âlemde geziyor. Eşiyle ilgileneceğine, onun can yoldaşı olacağı yerde, gidiyor bilgisayarla arkadaşlık ediyor. Daha doğrusu bilgisayardakilerle... "Bu yaptığın uygun mu?" dediğin zaman da, "Ben faydalı olmak için yapıyorum" deniyor. Bir kere, en büyük hatamız, faydalı olmaya evden başlamak yerine "el"den başlamak... Evdekiler dururken, eh nefsimize de hoş geliyor, önce "el"lerle uğraşıyoruz. Kişinin önce kendisine, ailesine, sonra da diğer yakın çevresine, daha sonra da uzak çevresine faydalı olması gerekir. Şimdi, chat hastalarına sormak lazım: Elinizi vicdanınıza koyun ve itiraf edin, eşinizle çocuğunuzla mı daha çok meşgulsünüz, yoksa bilgisayarınızla mı? Bazı chat hastası erkekler diyebilir: "Benim eşim benimle ilgilenmiyor, ben de o yüzden chatlerde sürünüyorum." Yapmayın, siz gerçek manada eşinizle ilgilendiniz de o sizinle ilgilenmedi mi? Bu kabul edilebilir bir mazeret değildir. İnsanların kadın olsun erkek olsun, ilgiye, sevgiye ihtiyacı vardır. Siz verirseniz, alırsınız; ilgi, sevgi karşılıklı olur. Arkadaşlık, sevgiyi paylaşmak gibi değerlerimizi TV ve bilgisayar öldürüyor, güzelim aile yuvaları buzdolabına dönüyor adeta. Chat yüzünden kocasının yüzünü göremeyen, bunun için ruhî dengesini bozan çok kadın var. Bekârlara gelince; art niyetli olanları bir tarafa bırakıp olayı iyimser bir şekilde ele alacak olursak, bunlar da genelde evlilik hayali ile chatleşiyorlar. İşi ileri götürüp tanıştıktan sonra da hayal kırıklığına uğruyorlar. Çünkü iki taraf da tam dürüst davranmıyor chatte... Sanki chatleşme yalan üzerine kurulmuş. Erkek kadın, kadın erkek numarası çekiyor. Daha nice yalanlar; her şey tozpembe... Chatte tanışılan bir kişiyle gerçek bir evlilik kurulamaz. Maalesef dünya acımasızlaştı, güven duygusu yok oldu. Chatte tanışıp mutlu bir yuva kuranlar var demeyin, bu sadece bir kumar olur. O ancak binde birdir. Binde birin size isabet etmesini mi bekliyorsunuz? İnternet üzerinden tanışıp evlenen çiftler, sonra farklı dünyaların insanı olduklarını anladıklarında geride pişmanlıktan başka şey kalmıyor. Balın zehiri kıvrandırmaya başlıyor ve acı bir netice tecrübe hanesine yazılıyor. Chat gerçeği aslında bu kadarla da bitmiyor, chat vakti öldürmekten pek de öteye geçen bir şey değil. Ve öldürdüğü şey sadece vakit de değil; insanın ailesiyle, akrabasıyla, arkadaşlarıyla ilgisini hatta sevgisini de öldürüyor. Hangi iş olursa olsun, yapılmasındaki zararı faydasından çoksa, o işi yapmamak aklın gereğidir. Buna göre tüm chatçiler; elinizi vicdanınıza koyup düşünün; eksiniz mi fazla, artınız mı? Tamam mı, devam mı? Kararınızı buna göre verin! Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi günümüzde sanal birliktelikler artıyor. Aslında bu, tamamen fantezilerden oluşan, gerçekle bağlantısı olmayan, içi boş, kandırıcı, kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir "obje" haline getirici son derece çirkin bir durum.   Bunun için, utangaçlık, sıkıntı, eşiyle işlerin yolunda gitmemesi, aradığı gerçek mutluluğu bulamadığı için ne yaptığını bilememe gibi bahaneler öne sürülebilir. Hatta başkalarına sorarsa ayıp olur diye düşünüp merak ettiği soruların cevabını bulmak için yapılmış bir hata; önce merakla başlayıp sonra kendine hâkim olamayarak devam etme; kendi tipini beğenmeyip aşağılık kompleksi yaşadığı için, sanal ortamda birliktelik yaşarsa kendisini daha iyi hissetme gibi daha pek çok gerekçe sayılabilir.   Sanal birliktelikler, ilk etapta kişiyi duygusal olarak tatmin ettiği ve karşılıklı kimseden kimseye zarar vermediği (!) için tercih ediliyor. Kadınlar ve erkekler, birbirlerini hiç tanımadan sanal ortamda rast gele birbirleriyle tanışıyorlar ve bir süre sohbetten sonra başlıyorlar: Eğitimli-eğitimsiz, evli-bekar, yaşlı-genç fark etmiyor. Birçoğu farklı bir kimliğe bürünüp kendi gerçek kişiliğini sakladığı için, ekran başında rahat rahat herşeyi yaşıyorlar. Başlangıçta çok fazlasıyla işlerine gelen bu durum, zaman içinde psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Yapılan davranış, kendi içinde düzenli ve dengeli bir formda olmadığı için, ilerleyen zamanla birlikte en hafifinden "suçluluk psikolojisi"ne neden oluyor. Neden suçluluk psikolojisi?   Çünkü ne kadar sanal olursa olsun, herkes bal gibi biliyor ki yaptığı şey yasak ilişki. Buna bir anlamda zina da diyebilirsiniz. Günlük yaşamında "namus timsali" edalarıyla dolaşan bu kişiler, kendi sanal âlemlerinde ağızlarına bile almak istemedikleri kelimeleri kendilerine yakıştırdıklarının farkında? Bu nedenle bilinçaltı vicdan devreye giriyor ve "Sen ne yaptığının farkında mısın?" diyor. Üstelik muhatabının kim olduğunu bile bilmeden? Aslında bu, bir ruhsal bozukluktur. Böylelerinin en kısa zamanda tedavi olması gerekir. "?mış gibi" yaşamak, gerçekten koparak sanalda var olmaya gayret etmek, psikolojik bir sorunun varlığına işaret eder. Ve yitirilen değerlerin? İnsan kendisini harama götürecek meraklarından korumalı. Kendi nefsine zulmeden zalimlerden olmamaya özen göstermeli. Kendi sınırlarını belirlemeye çalışmalı. Sınırlarını zorlayacak veya kişiyi yanlışlık yaptığı duygusuna götürecek faaliyetlerden uzak durmalı. Çünkü insan bir kez bulaşınca, kendisini oradan kurtarması zorlaşıyor. En baştan sapmamaya gayret edin. Oturup kendinizi suçlamak yerine, dürtülerinizin aksine kürek çevirin yeter. (Bkz. Gençliğin Cinsellik İmtihanı, M. Ali Seyhan, NESİL YAYINLARI)