“Allah -celle celalûhu- bir lokma ekmek, bir avuç hurma ve yoksulun faydalanacağı buna benzer bir şey vesîlesiyle üç kişiyi Cennet’ine koyar: 1.Evin sahibi ve onun (sadakanın) verilmesini emreden kişi,  2.Verilecek şeyi hazırlayan evin hanımı, 3.Sadakayı yoksulun eline veren hizmetçi.” Bunları söyledikten sonra Efendiler Efendisi (sav) kelamını şöyle bağlamıştır: “Hiçbirimizi unutmayan Allah Teâlâ’ya hamd olsun!” (Heysemî, III, 112) Hadis-i şeriften de anlaşıldığı üzere infak ve sadaka dinimizde müthiş derecede önemlidir. Zaten mantıken düşündüğümüzde de içinde bulunduğumuz dünya, yaşadığımız yerler, bizim dediğimiz her şey aslında Allah'a ait! Yani, Allah ver dediğinde vermemek kulun haddine değil. Buna rağmen işte ver denince verenlerin mükafatı büyük... Ayet-i kerimede buyruluyor: “Onların mallarında sâilin (muhtâcın) ve mahrumun (iffeti dolayısıyla isteyemeyenin) mâlûm bir hakkı vardır.” (el-Meâric, 24-25; ez-Zâriyât, 19) İşte bu hakkı Rabbimiz zekat ve sadaka ile tahsil ediyor. Yani biz, hem fakirin bizim malımızdaki hakkını veriyoruz, hem de bunu yaptığımız için büyük ecirlere nail oluyoruz. Halbuki yoksula zaten hakkını vermişiz! İşte Rabbimiz bu kadar büyük, bizim bir şükrümüze bu denli büyük karşılıklar verecek kadar lütufkâr! Ayet-i kerimede müjdeleniyor: “Eğer şükrederseniz, size olan nîmetlerimi artırırım.” (İbrâhîm, 7) “Allah yolunda mallarını harcayanların misâli, yedi başak bitiren bir tâne gibidir ki, her başakta yüz tâne vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allâh’ın lûtfu geniştir, O herşeyi bilir.” (el-Bakara, 261) Allah Teala hepimizi bol bol verenlerden, cimrilik hastalığından uzak duranlardan eylesin inşaallah!