1- DÜNYA VE AHİRET ŞEHİDİ Kafirlerle savaşırken düşman tarafından öldürülen, asiler yahut eşkıyalar tarafından soygun amaçlı öldürülen, eve giren hırsız tarafından öldürülen kişiler bu sınıftandır. Savaş alanında yaralanıp sonra ölen kişi de bu çeşit şehitliğe erişmiştir. Malını, canını, namusunu vesaire korurken ölen, zulümle ve haksızlıkla mücadele ederken suçsuz yere öldürülen kişi bu şehadetle şehit olmuştur. Bu şehitler yıkanmaz, kefenlenmez; kanlarıyla ve kıyafetleriyle defnedilirler. Yalnız üzerlerindeki kaban, silah vesaire fazlalıklar çıkarılır. Bu şehitlerin elbiseleri kefenleri sayılmaktadır. Yıkanmamalarının sebebi ise "Onları kanlarıyla gömün." mealindeki hadis-i şeriftir. 2- AHİRET ŞEHİDİ Bu kısım şehitler, ahiret hükmü açısından şehit addedilirler. Kazara öldürülenler, savaş esnasında yaralandıktan sonra yiyip içtikten, konuştuktan, uyuduktan veya üzerinden bir namaz vakti vakit geçtikten sonra vefat edenler bu sınıfa dahildir. Bunlar diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir ve namazı kılındıktan sonra gömülürler. Yanarak, boğularak, enkaz altında kalarak ölenler; ilim yolunda ölenler, doğum yaparken ölenler ve cuma gecesi ölenler de bu sınıftandır. 3- DÜNYA ŞEHİDİ Allah rızasından gayrı düşünceyle savaşırken ölenler, münafıklar ve gösteriş için savaşırken ölenler bu dünyada şehit muamelesine tabi tutulurlar. Bunlar da yıkanmaz ve kefenlenmez. Yalnız elbette Allah Teala onların kalbini bildiğinden ahirette ona göre hesap verirler. İSLAMIN İLK ŞEHİTLERİ Nübüvvet geldikten sonra Ammar bin Yasir babası köle Yasir ve hanımı Sümeyye de müslüman olmuşlardı. Mekke'deki zulüm ve eziyet ortamında, müşrikler bu mütevazı aileye güçleri yettiği için çok gadir ve zulümde bulundular. Netice olarak Yasir ve hanımı Sümeyye İslam davası için can veren ilk şehitler olma şerefine nail oldular. Öte yandan şehitler hak ile batıl mücadelesinin başladığı ilk kavimlerden günümüze kadar sürekli oldular ve hiç şüphesiz kıyamete kadar da hak-batıl kavgası bitmeyeceğinden şehitler ve şehadet de son bulmayacaktır.