Yine de dinimizde namazı terk edenlere hitaben çok şiddetli uyarılar ve ihtarlar mevcuttur. Mesela "Namaz, dinin direğidir!" hadis-i şerifi uyarınca namazı terk edenler, 'din binası'nın temel direğini yıkmış olurlar. Yani ortada din namına bir şey kalmaz. Namazın akıllı, büluğ çağına girmiş, hayız ve nifastan temizlenmiş her Müslümana farz olduğu konusunda görüş birliği vardır. Namaz ve oruç gibi bedenî ibadetlerde vekâlet ve niyabet geçerli değildir. Namazın farz olduğunu inkâr eden dinden çıkar. Çünkü namaz kesin ayet, hadis ve icma delilleriyle sabittir. Tembellik veya umursamazlık sebebiyle namazı terkeden âsî ve fasık olur. Taberânî'nin rivayet ettiği bir hadiste, Peygamberimiz (asm); "Kıyâmet (mahşer) günü, kulun sorgulaması namazdan başlayacaktır. Eğer, beş vakit namazı tamam ise, felâha (Cennet'e) kavuşacak, namazı noksan ise hâb-ü hüsranda (cehennemde) kalacaktır." Namazı kılmamak dünya ve âhirette azaba sebep olur. Âhiretteki azapla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Onlar suçlulara sorarlar: Sizi Sakar cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: "Biz namaz kılanlardan değildik." (Müddessir, 74/40-43). "Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular. Onlar bu taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir. Fakat tövbe edip, iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır." (Meryem, 19/59, 60). Hz. Peygamber (s.a.s)'de şöyle buyurmuştur: "Bilerek namazı terkeden kimseden Allah ve Resulunün zimmeti kalkar." (Ahmed b. Hanbel, IV, 238, VI, 461). "Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gitmiş olur." (Buhârî, Mevâkît,13, 34; Nesâî, Salât,15). Hanefilere göre namazı her ne sebeple olursa olsun özürsüz terk eden kişi, namazın farz olduğunu inkar etmediği müddetçe dinden çıkmaz. Ancak günahkar olur. Diğer mezhep imamlarına göre ise namaz kılmayanın hükmü, dinden çıkanlar [mürtedler] gibidir. Tövbe etmezse müeyyide ve cezaya çarptırılırlar.