" Son 10 yılda %34 oranında artış gösteren bir olay var ki, bunu yapmak öyle büyük zararlara yol açıyor ki; Fotoğrafa tıklayarak bu önemli konuyu okumaya devam ediniz ve lütfen paylaşım yaparak bu büyük hastalığın çözümü için daha geniş kitleye ulaşalım; Bu hadiste, günümüzde daha çok yaygın olan toplumsal bir olaya ve hastalığa dikkat çekilmektedir. Hemde en büyük etken sosyal medyanın yaygınlaşması; “İblis tahtını su üzerine kurar” ifadesi, şeytanların daha çok nerelerde kuyruklarını dikip cirit attıkları ve hangi mekânlarda daha fazla insanların ayaklarını kaydırdıklarını da öğrenmiş oluyoruz. Diğer bir ifadeyle şeytanın postunu serdiği yerler, sefahat adına kullanılan ve her türlü fenalığa açık sahiller gibi günahların daha çok açıktan işlendiği mekânlardır. İblisin avenelerinin kimisi insana faiz yedirtir, kimisi göze hükmederek harama baktırır, böylece hayvani duygularını tetikleyerek onu şehevanî hisleri arkasında koşturur; kimisi de ağza hükmederek yalan söyletir, gıybet ettirir veya iftiraya sevk eder. Belki de onlardan her birisi kabiliyet ve o konudaki hassasiyetlerine göre günah adına yapacağını yapar. ama öyle bir olay var ki; İşte İblis’i en çok memnun eden şeylerden birisi, karı-kocanın arasının açılması ve ailenin dağılması haberini almasıdır. Peki neden bu konu onlar için bu kadar önemli hiç düşündünüz mü? İşte o ayrıntı; Demek ki şeytan açısından bir yuvanın dağılması o denli önemli bir mesele ki, o, insanları, diğer kötülüklere sürükleyen avenesine iltifat etmezken, karı-kocayı birbirinden ayıran yardımcısına iltifat etmekte, kim bilir belki de onu ödüllendirmektedir. Peki ama şeytan için, bu mesele niçin, bu kadar önemlidir? Çünkü o, esasında, bir yuvanın canına okumakla sadece iki insanın canına okumuş olmuyor. Bir yuvayı yıkmakla o, aynı zamanda çoluk çocuğun, ayrılan eşlerin anne babalarının, yakınlarının, sevenlerinin, hatta diyebiliriz ki, bir anlamda, bütün bir toplumun canına okumuş oluyor. Zira toplumun molekülü konumunda bulunan aile dağılınca, toplumda da çatlaklar meydana gelmekte ve toplum çok ciddi deformasyonlara maruz kalmaktadır. Ayrıca birbirinden ayrılan eşler, başkaları için de kötü örnek oluşturmakta, bu durum bulaşıcı bir virüs gibi diğer yuvalara da sirayet etmektedir. Görüldüğü gibi şeytan zahiren belki küçük gibi görünen bir iş çevirmekte, fakat esasında o, yaptığı bu kötülükle çok şeyin altını üstüne getirmektedir. Bu itibarla asla unutulmamalı ki, şeytan, cennet köşesi olmaya namzet bir yuvayı bir cehennem çukuru haline getirebilmek için, hiçbir zaman boş durmayacak, eşleri birbirine düşürmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Ayrıca bu hedef istikametinde, avucunun içine alıp istediği gibi yönlendirdiği şeytanlaşmış insanlar vasıtasıyla da aile müessesesine sürekli zarar vermek isteyecektir. Türkiye'de 2004’te 91 bin 22 olan boşanan çift sayısı 10 yılda yaklaşık yüzde 38 artışla 2013’te 125 bin 305’e yükseldi. Evlilikler ise söz konusu dönemde azalan bir seyir izledi. 2004'te 615 bin 357 olan evlenen çift sayısı 2013'te 600 bin 138'e geriledi. 2004’ten bu yana 2013 yıl sonu itibarıyla 1 milyon 75 bin 765 çift boşandı. Aynı dönemde evlenen çiftlerin sayısı ise toplam 6 milyon 144 bin 124 oldu. 2013 yıl sonu verilerine göre, 2004 yılına oranla evlenme oranı yüzde 2,5 azalırken, boşanma oranı yüzde 38 arttı. Demek ki, şeytanın çok müthiş ve baş döndüren bir aldatması vardır. O, ademoğlunun niyet ve düşünceleri içine, sürekli, kendi çarpık düşünce, entrika ve hilelerini karıştırmak suretiyle onu yoldan çıkarmaya çalışır. Pek çok evliliğin baştan mutsuz kurulduğuna ve ilk 5 yılda sonlandırıldığına işaret eden uzmanlar, 16 yıl ve üzeri evliliklerde boşanmaların yüksek olmasının kadının boşanabileceği erki ancak o yıllardan sonra kendinde bulmasıyla ilgili olduğunu söyledi. İşte şeytan için bir ailenin dağılması bu nedenlerle o kadar önemlidir. Allah'ın en sevmediği helal olan boşanma, şeytanı böyle sevindiriyorsa, demekki boşanma konusunda çok büyük hata içindeyiz. Peki neler yapmamız lazım Dinimizin, ailenin korunması için ortaya koyduğu hükümlere sımsıkı sarılmalı, aile mahremiyeti ve aile sırlarını korumada azamî hassasiyet gösterilmelidir. Bu yapılabildiği takdirde şeytanın avenesi ve şeytanlaşmış insanlar, yuvanın içine nüfuz edip onu içten içe tahrip etme fırsatı bulamayacaktır. Bu şekilde koruyucu ve önleyici maddi manevi tedbirler almanın yanı başında, dualarla manevi bir kalkan edinerek sürekli ilahi himayeye sığınma da mutlu bir yuvanın devamı adına çok önemlidir. Bazı insanlar var ki şeytanın dostudurlar. Farkında olmasalar da şeytan tarafından çok sevilirler. Bunlardan olmamak lazım. Aşağıda sayacağım özelliklerden biri bizde varsa bir an tövbe edip bu halden sıyrılalım. O halde soralım şeytan kimleri sever. Şeytanın sevdiklerinin listesi şöyledir: 1- Kibirli zenginler. 2- İhanet eden, halkı aldatan tüccarlar. 3- Zalim idareciler. 4- Zina ve fuhuş yapanlar. 5- Bol bol yalan yere yemin edenler. 6- Kul hakkı yiyenler. 7- Yetim malı yiyenler. 8- İçki içip tövbe etmeyenler. 9- Cimri olanlar. Misafirden rahatsız olanlar. 10- İnsanları arkadan çekiştirenler. Koğuculuk yapanlar. 11- İnsanların iffet, ırz ve namuslarını kirleten ve bunları ortaya saçıp insanları rezil edenler. 12- Hırsızlık yapanlar. İnsanların mallarını çalanlar. 13- Hanımının nikâhını sürekli ağzında gezdirip, en ufak bir tartışmada hanımını boşayanlar. 14- Eşine şiddet uygulayanlar. 15- Çocuklarının rızkını kumar ve başka yerde harcayanlar... Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm), sabah-akşam yaptığı dualarında şu ifadeleriyle Cenab-ı Hakk’a sığınıyordu: “Allah’ım, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek bütün tehlikelerden) beni koru. (Yere batırılmak suretiyle) ayağımın altından helâk edilmekten de Senin azametine sığınırım.”(Ebu Davud, Edeb 110)"